Şrift ölçüsü:
A+
A
A-
09 Haziran 2016

Atvan: Ban Ki Moon, Yemenli çocukların kanını sattı

Atvan: Ban Ki Moon, Yemenli çocukların kanını sattı.

BM’yi ve Ban Ki Moon’u eleştiri topuna tutan Arap dünyasının ünlü yazarı ve analisti Abdülbari  Atvan, “Ban Ki Moon’un utanç verici bir şekilde, baskılara karşı geri adım attığını ve ve Suudi liderliğindeki koalisyonun adını, savaşta çocuk haklarını ihlal edenlerin siyah listesinden sildiğini” vurguladı.

Arap dünyasının ünlü yazarı ve analisti Abdülbari Atvan, BM’nin Suudi liderliğindeki koalisyonun adını savaşta çocuk haklarını ihlal eden gurupların kara listesinden çıkarma girişimine ayırdığı makalesinde, şu ifadelere yer verdi:

BM ve bu kurumun genel sekreteri Ban Ki Moon, aldıkları tutumdan geri adım atarak ve Suudi liderliğindeki koalisyonun adını söz konusu kara listeden çıkartarak, Suudi yönetiminin müttefikleri üzerinden ve BM’deki sözcüsü Abdullah Muallimi’n kanalıyla yaptığı geniş baskılara teslim oldu.

Ban Ki Moon bu girişimiyle, BM’nin imajına zarar vermiştir ve bu uluslararası kurumun günahsız insanların hedef alındığı savaşlara iştirak ettiğini ve insan hakları kriterlerine bağlı olmadığını göstermiştir.

BM’nin bu girişimi, Suudi yönetimine ve Arabistan’ın uluslararası insan hakları kurumları arasındaki konumuna da zarar vermiştir.

Arabistan’ın, liderliğindeki koalisyonun adının BM’nin kara listesine alınması ve Yemenli çocukları görülmemiş biçimde (toplam 1168 çocuktan 500 çocuğu) katletmekle suçlanmasına apar topar bir şekilde tepki göstermesi, bu ithamı reddetmek için elindeki medya imparatorluğunu kullanması ve BM’nin imajına halel getirmesi gösteriyor ki Riyad yetkilileri, bu durumun tehlikeli sonuçlarını gayet iyi kavramışlar ve iyi biliyorlar ki bu günden sonra artık sahip oldukları Amerikan gelişmiş savaş uçaklarıyla okulları, hastaneleri, pazarları, su tesisatlarını ve tavuk çiftliklerini füze ve raketlerin hedefi yapamazlar ve şimdi yada gelecekte muhakeme edilmekten çekinmeden, istedikleri şekilde çocukları, kadınları ve günahsız sivil insanları muhasara altında ve aç bırakarak katliamdan geçiremezler.

BM’nin hazırladığı rapordan Arabistan’ın adını çıkarma girişimi, Arabistan’ın altı binden fazla Yemenli kurbanın kanını dökmekten aklandığı anlamına gelmez.

Suudi Arabistan, Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkeler ve müttefiklerinin baskısının ardından Birleşmiş Milletler kurumu,  mezkur koalisyonun adını yeniden incelenmesi için, savaşlarda çocuk haklarını ihlal eden gurupların kara listesinden geçici olarak çıkardı.

Birleşmiş Milletleri, para, nüfuz ve Amerikan lobilerinin baskısı altında Arabistan’ı aklamış olsa bile ancak Yemen halkı ve insan hakları örgütleri, Suudi yönetiminin şimdiye kadar devam ederek gelen “Kararlılık Fırtınası” saldırısı boyunca işlediği cinayetleri aklamadı ve aklamayacaktır.

İnsan hakları örgütleri, Suudilerin Yemen’de süren katliamlarını belgelemişlerdir ve toplanan belgeler, yakında zamanı geldiğinde Suudilere karşı masaya konulacaktır ve o zaman ne kararlılık fırtınası operasyonu sözcüsü Ahmed Asiri, ne de Suudi Arabistan’ın BM’deki sözcüsü, Suudi  F-16 savaş uçaklarının kuzey Yemen’deki Sada şehrinde Şahar hastanesine yaptığı saldırıyı inkar edebilir. Bu hastane uluslararası bir insan hakları kurumu tarafından idare ediliyordu ve Suudi savaş uçaklarının hedef alması sonucunda doktorlar, hastalar ve hasta ziyaretçileri paramparça oldular. Keza, Ensarullah Hareketi üst düzey yetkililerinden birinin varlığını bahane ederek Suudi savaş uçaklarının Taiz şehrinde düğün merasimine saldırması veya Sana’daki kalabalık pazara saldırı düzenlemesini de inkar edemeyeceklerdir. Suudilerin Yemen’de irtikap ettiği bu tür cinayetlerinin listesi epey uzundur.

Kararlılık fırtınası operasyonu yenilgiye uğradı ve hedeflerinden hiçbirine varmadığı gibi, beraberinde tam aksi sonuçlar da getirdi. Biz ilk günden beri “Kararlılık Fırtınası”na karşı olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Bu karşı olmamız, Yemen ve Arabistan halkına acıdığımızdan ve kan akmasını durdurmayı istememizden ötürü ve savaşlardan kaynaklanan trajedilerin ve özellikle Yemen gibi fakir ve tehlikeye açık zayıf ülkelerin iç işlerine yapılan hamakatamiz ve araştırmaya tabi kılınmamış askeri dış müdahalelerin sonuçlarının farkında olmamızdan dolayıdır.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu yüz kızartıcı geri adımı atmakla kendi cephesinden günaha girmiş oldu ve çocukların, günahsız insanların kanları pahasına güçlülerin baskısından yana davrandı ve yanlış yaptı.

Welayet

301 بازدید